devlet ve sanat

Aynı konuda daha kaç yazı yazmak gerekiyor bilemiyorum.
Bu konudaki çevrelerin, -fikri cephesi fark etmeksizin- açık ya da gizli aynı zihniyette olduğunu görmek, daha alınacak çok mesafe olduğunu göstermesi açısından umut kırıcı. Devletin, geçmişte olduğu gibi gelecekte de her şeye karışan, karar veren, yönlendiren yapısının bugün de devam etmesi gerektiğini söyleyenleri, üstelik bunu yapanların bizzat sanatın içinden ya da çevresinden isimler olduğunu görmek, aynı konuyu tekrar tekrar yazmak gerekliliğini doğuruyor.
Bugünlerde şöyle bir moda var; deniyor ki, efendim bugün iktidarda muhafazakâr bir parti var ve toplumun yarısından fazlası bu iktidarı destekliyor. Bu iktidarın her alanda çözüm önerileri ve icraatları var, peki sanat konusunda niye böyle perişan bir tablo ortada?
Bu mantık, hem meseleye haksız bir nazardan bakmaktır, hem de eğer sıkıntılı bir durum varsa çareyi yanlış yerde aramaktır.
Devletler, özellikle otoriter yapılar, her şeyi kontrol altına almak istedikleri gibi hassaten sanatı da yönlendirmek, paradigmal bir sanat anlayışı ve algılayışı üretmeyi adiyattan sayarlar. Özellikle ideolojilerin ağır ve ağdalı dönemlerinde bunu neredeyse bütün dünyada görmek mümkün. Halkı bilinçsiz bir kitle olarak gören ideolojiler, sahip oldukları iktidar eliyle bir yontma programı oluşturup, bunu uygulamayı ‘sanat politikası’ olarak belirlemiştir. Her yerde bu böyle olmuştur. Ülkemizde de…
Haddi zatında bu tür yapılar elbette, sadece sanatı bizzat kontrol altına alıp, sağından solundan düzeltmeler, eksiltmeler yapmazlar. Daha önemlisi, kendi düşünce yapısı doğrultusunda bir sanat jenerasyonu ve ortamı oluştururlar. Zannımca Türkiye’nin en önemli sıkıntılarından birisi budur; Türkiye yapısal anlamda bağırsaklarını boşaltıp, ilkel ve iptidai geçmişiyle hesaplaşıp, kendini yenilerken, bu tür çevreler hâlâ dimdik ve zinde bir şekilde varlığını sürdürmekte, eski ve çarpık sistem devam etmektedir. Şüphesiz bunun mefhum-u muhalifi, ‘Mevcut iktidar da kendi sanat ve sanatçısını oluştursun’ olmamalıdır. Hatta aksine, bu bahsini ettiğim kavram ve ortamlara karşı belirli bir mesafe koymalı, eskiden bağlayıcı ve bağımlılık oluşturucu yapısını hızla değiştirmelidir. Yani, ‘siyasetin ustalık döneminde sanat niçin çıraklık devrini yaşıyor?’ sorgulaması çıkış noktasından sakattır.
Bu nedenle belli bir hırçınlık ve tepeden bakış açısıyla geçmişin subaşını tutanları ve onların yeni jenerasyonlarının algıladığı şekilde olamaz sanat, olmamalıdır. Hele hele şu bakış açısı çok sakattır; geçmişte sol ve vesayetçi zihniyetin kontrolünde olan sanat politikası nasıl ki kendi zihniyetini teşvik ediyor, sanatçısını, yazarını, çizerini, binasını ona göre şekillendiriyorsa, bugünkü iktidar da kendi düşünce yapısında olana göre dizayn etsin!
Geçmişteki çarpık yapının bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadığını yıllarca bizzat yaşayıp gördük. Bu ülkede ne dünya çapında eser ne de sanatçı çıktı. İstisnalar elbette vardır. Belli bir zümre ve belirli bir ideolojik düşünceye sahip güruh kendi çalıp kendi oynayarak sanat ürettiğine inandı. Kendileri gibi olmayanları zaten dışladılar. Hiç unutmuyorum ‘Sağdan da yazar mı çıkarmış?’ diye arsızca açıklama yapan ve ilk mektep düzeyinde yazmaktan başka bir marifeti olmayan yazar ulularını. Bu ‘aynasızlık’ psikolojisi kendilerini görüntülerinden sakındırdığı için, ukalalaşıp, zaman zaman küstahlaşarak, ‘bu memlekette sanat yapılacaksa da biz yaparız’ diyebiliyorlar. İthal kavramlar ile toplum kodlarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, tuhaf bir anlayışı sanat diye yıllarca yutturmak da elbette takdir edilebilir. Lakin sanatın her alanındaki yeni ve özgürlükçü yaklaşım bu zihniyetin içler acısı halini zaten ortaya koyacaktır.
Çözüm de bellidir aslında; devlet kendini bu tür işlerden çekecek. Kimseye yön ve şekil vermek gibi bir derdi olmayacaktır. Hele hele akçalı işler ile kendine sağımlı bir dilenciler sistemini hedef olarak koymamalıdır. Hiçbir ayrım yapmadan, her kesime uzak duracak, sadece ve sadece sanat üretimini kolaylaştıracak, bunu artıracak çabaların içinde olacak. Vergi sistemini düzeltecek, sansür ile mücadele edecek. Madden ve manen sanat üretiminin yapılması için ortamı sağlayacak. Kim usta, kim çırak ölçümlemesini de tamamen halka bırakacak.

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

*

cikcik tivitır