Karakter Suikastçısı-Atıl Kurt

Son iki yazımda Nedim Şener’in hazırlanış sürecini ve geçmişini ele almaya çalıştım.
Bugün arkasına rüzgar toplamak isteyen sağ camiadan insanların çıkıp “Dürüst, Ahlaklı, Mütevazi” dedikleri Şener’in, geçmişte Başbakan Erdoğan’ı konu alan “Hayırsever Terörist” isimli kitabı “yazarak” El Kaide’ye ismini bulaştırmaya çalıştığını; Erdoğan’ın oğlu ve gelini hakkında uydurma  yolsuzluk iddialarıyla yıpratma kampanyası yaptığını; Sabah ve Star gazetelerinin satış sürecini özel görevlendirmeyle takip edip dezenformatif haberler ürettiğini; patronunun muhalif olduğu Uzanlar, Karamehmetler gibi grupları özel hedef seçtiğini detaylarıyla anlattım.
Kaldığımız yerden devam edelim.
Bu sürecin ardından Şener, bizzat Erdoğan’ın ailesini hedef aldı. Erdoğan’ın daha yakın çevresine yönelen Şener, Başbakanın oğlu Bilal Erdoğan’ı hedef seçti. Artık AK Parti muhalefetinin önde isimleri arasına giren Nedim Şener, başta Baki Özilhan olmak üzere CHP’lilerin ellerine geçen iddiaları ulaştırdıkları isim oldu.
2007 Sonrası: Doğrudan Başbakanın adamlarına saldırmaya başlıyor
•2007 ve 2008’de Şener’in Milliyet’teki yazılarında iki isim daha ön plana çıktı. Dengir Fırat ve Kadir Topbaş. Fırat’ın şirketi üzerinden gümrüklerde usulsüz işlemlerle rant elde edildiğini yazdı. Şener’in bu yazıları, meşhur Dengir Mir Mehmet Fırat–Kemal Kılıçdaroğlu düellosunun ana omurgasıydı. Şener-Kılıçdaroğlu paslaşması tam gaz başlamıştı.
•Topbaş’ın metrobüs alımlarında yolsuzluk yaptığını da yazan Şener’di ama, hiçbir somut belge sunamadı. Topbaş’la ilgili yaptığı bu haberler, pek tabi ki patronunun İBB’den bir türlü alamadığı Hilton arazisini imar izniyle ilgiliydi. Şener, patronunun “Atıl Kurt”uydu…
•Yine bu dönemde “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” isimli kitabı yayınlandı.  Şener’in. AK Parti salvolarının yeni dönemde hangi adres üzerinden olacağı artık belliydi. Cemaat-AK Parti İlişkisi…
•Yoğun olarak Dink cinayetinde ihmali olduğu propagandası ile Başbakanın Trabzon’dan getirerek İstihbarat Daire Başkanı yaptığı Ramazan Akyürek vardı hedefinde. Ergenekon soruşturmalarını yürüten Akyürek ve ekibi artık doğrudan Doğan Medya patentli “Ahlaklı/Dürüst gazeteci”nin hedefindeydi.
•Şener, yalan yanlış Dink haberleriyle hem cinayetin Ergenekon ayağını örtmüş oldu, hem de hedefine koyduğu Başbakanın kritik görevlerdeki adamlarını bir bir avlamaya çalıştı. Başarılı da oldu. Cezaevine girmeden Ergenekon Davası’nın beyin ekibinin hepsi pasif görevlere atanmışlardı bile.
Olayın “duygusal” boyutu da vardı elbette.
Gelirler Genel Müdürlüğü koltuğunda oturan Osman Arıoğlu, Şener’in hedefindeki isimdi. Şener, Arıoğlu’na bu husumetine karşılık, bu isimden sonra aynı makama gelenlerle, patronunun iyi ilişkiler kurmasını sağlamış oluyordu.
Hatırlayın, dönemin Gelir İdaresi Başkanı ile Doğan grubu Mali İşler yetkilisinin, vergilerin “azaltılması” hakkında ne sohbetler yaptığını.
Sohbeti belgeleyen ses kaydı yasadışıydı.
Dinlemenin ne şekilde yapıldığı belli değildi.
Ama olağan şüpheli bulundu. 2009 itibariyle Nedim Şener’e bilgi ve belgeler veren Emniyet’teki ekip görevde değildi. Onun yerine İstihbarat Dairesinde Ramazan Akyürek, İstanbul İstihbarat’ta da Ali Fuat Yılmazer vardı. Bunlara kulp, daha önceden zaten takılmıştı, “Cemaatçi polisler”.
Yılmazer ve Akyürek, Nedim Şener ve Doğan Grubu için Ergenekon soruşturmalarından sonra bir kez daha hedefe oturdu. Peki başarılı yolsuzluk muhabiri Nedim Şener, “katrilyonluk vergi”yi  “çekirdek parasına indirme” sohbeti hakkında ne yaptı? Bir satır yazmadı.
Peki o sohbetteki taraflardan birisi, kendi patronuna bağlı birisi değil de, AK Parti’li birinin şirketinden bir yetkili olsaydı?
Geçmişte Doğan’ın rakiplerini parçalayan Uğur Dündar iyice yaşlanmış, Nedim Şener ise Dündar’ın yanında staja başlamıştı. İkili Ergenekon davasını yıpratıcı kampanya yaparken, Şener; Dink olayı üzerinden bizzat Ergenekon davasının beyin ekibini vuruyordu.
Şener bununla da yetinmiyordu. Türkiye’de iplerin gerildiği günlerde “irtica paranoyası” üzerinden AK Parti’yi vuran ekipte de o vardı. Ünlü “Mahalle Baskısı” araştırmasının iki numaralı ismiydi.
“Türkiye’de Farklı Olmak & Din ve Muhafazakarlık Ekseninde Ötekileştirilenler” adlı sözde araştırmayı -daha sonra CHP milletvekili olacak- Binnaz Toprak’la beraber yapmışlardı.
Araştırmanın içi türbanlılardan, dindarlardan zulüm ve baskı gören insan hikayeleriyle doluydu. Hiçbir somut dayanağı olmayan araştırmayı, Nedim’in sıkı dostu Ruşen Çakır NTV ekranlarına sabahtan akşama taşırken, Doğan Grubu sayfalarıyla ortalığı inletiyordu.
Araştırmada da hedef AK Parti ve Cemaat’ti…
Anadolu Cemaatin eline, büyük şehirler AK Parti’nin eline geçmiş ve başını örtmeyenler tehdit altında, namaz kılmayanlar devletten iş alamaz halde gösteriliyordu.
Nedim her alanda tepe tepe kullanılıyordu…
O görevini yapıyor ama Ergenekon davası bir türlü engellenemiyordu. Mecburen işi operasyonel boyuta yükselttiler ve Oda TV ayağıyla temasa geçildi. İşte bu, Nedim’in adli suç çemberine girdiği seviye oldu…
Dava sürüyor…
Nedim tutuksuz sanık…
Ama bugün karşı mahalleye yaranmak için Nedim’e “Dürüst, ahlaklı, mütevazi” diyerek, dostlarına yüklenenler, vicdanlarda mahkumlar…
Unutulan Nedim Şener’in geçmişini ve ne olduğunu, unutanlar ve unutmak isteyenlerin suratına çarpmak için yazdım bu üç yazıyı…
Allah, küçük hesap peşinde olanların hakkından gelir…

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

*

cikcik tivitır