Akit, 28 Şubat davasına müdahil oluyor

28 Şubat’çıları en çok Akit’in rahatsız ettiği bilinen bir gerçek. Dönemin Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesi’nin hazırladığı, “medya raporu”nda da “…En çok da Vakit-Akit tepki görüyor…” deniliyordu. Nitekim cuntacılar, kendilerine karşı direnen, mazlumların hakkını savunan Akit’i susturmak için akla hayale gelmeyen iftiralar atmıştı. Bugün Akit’ten, devam eden 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili önemli bir karar çıktı.

Akit Gazetesi Yayın Kurulu; Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nin yürüttüğü 28 Şubat ile ilgili soruşturma kapsamında açılacak davaya maddi ve manevi zarar gördüğü gerekçesiyle müdahil olacağını açıkladı.
Akit Gazetesi Yayın Kurulu tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:
“28 Şubat sürecinde darbeye karşı direnen, mazlumların hakkını savunan gazetemiz, darbeciler tarafından susturulmak istenmiş, akla hayale gelmeyen iftiralara maruz kalmıştır.
Soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir ve Genelkurmay Genel Sekreteri Tuğgeneral Erol Özkasnak’ın hazırladıkları “Andıç”ta, bölücü örgüt PKK’nın ikinci adamı Şemdin Sakık’ın ifadelerine Akit’in PKK ile işbirliği yaptığı iftiraları bile eklenmiş ve “Akit, PKK’nın aleyhine yayın yapmama sözü verdi” iddiasında bulunulmuştur.
26 Nisan 1998 tarihinde kartel gazeteleri tarafından manşetlerden yayınlanan bu iddia, o dönemde Yayın Kurulumuz tarafından sert bir dille yalanlanmış ve bunu ispatlamayanların “şerefsiz” oldukları ilan edilmişti. Akit’i, iğrenç şekilde karalamaya çalışan gazeteler mahkemeye verilmiş, İstanbul 1. ve 4. Asliye Hukuk Mahkemeleri gazetelerin yalan yazdığına hükmetmiş ve Akit’in haklılığı mahkeme kanalıyla da tescillenmiş olmuştu.
Akit Gazetesi’nin yayınları 28 Şubatçıları rahatsız etmiş, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, gazetemiz yazarları ve muhabirleri hakkında 100’e yakın ceza davası açtırmıştır.
Yazarımız Yaşar Kaplan, Akit Gazetesi’nde çıkan iki yazısı nedeniyle Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nce gözaltına alınarak Ankara-Mamak Askeri Cezaevi’nde 44 gün süreyle hapsedilmiştir.
Akit Gazetesi Sorumlu Yazıişleri Müdürü Murat Balıbey de, bir hafta cezaevinde kalmıştır. Balıbey, Yaşar Kaplan’la yargılandığı davada, sanık olmasına rağmen Akit Gazetesi Genelkurmay Başkanlığı tarafından akredite olmadığı gerekçesiyle duruşma salonuna dahi alınmamıştır.
Akit Gazetesi’nin, Ahmet Taner Kışlalı’yı hedef gösterdiği iddiasını ortaya atan Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya’nın iftiralarını ciddiye alan DGM’nin emri ile Akit’e polis baskını düzenlenmiştir. 28 Ekim 1999 günü polis, gazetemize baskın düzenlemiştir.
Gazetemizin kapısına yüzlerce çevik kuvvet polisi, panzer ve keskin nişancılar yığılmıştır. Aramalarda tek bir yasa dışı unsura rastlanmamış, polis tarafından tutulan arama tutanağında, “Yasa dışı bir unsura rastlanmamıştır” ifadesi kullanılmıştır.
Baskın sırasında, Cuma Dergisi’nin yazdığı daha önceki bir yazısı bahane edilerek, gözlem altına alınan Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Karahasanoğlu ve yazarımız Ali İhsan Karahasanoğlu 1 gün İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmuş, düşüncelerinden dolayı gözaltına alınan Mustafa Karahasanoğlu, Cuma Dergisi’ndeki “Disiplinsiz Paşalar” yazısı dolayısıyla gözaltına alınırken, basında “karşılıksız çeke imza attığı” iddiasıyla gözaltına alındığı iftirası haber olarak yayınlanmıştır.
Çetecilikten yargılanıp 208 yıl hapsi istenen Kasım Gençyılmaz’a iftira ettirilmek suretiyle gazetemiz Yayın Kurulu üyeleri Hasan Karakaya ile Hasan Hüseyin Maden apar topar gözaltına alınıp Ankara’ya götürülmüştür.
Gözaltında teşhis için getirilip yüzleştirilen, cinayet sanığı çeteci Gençyılmaz’ın, cezasının indirileceği vaadine karşı iftira attığı Hasan Karakaya ile Hasan Hasan Hüseyin Maden’i hiç görmediği ve tanımadığı anlaşılmıştır. Çünkü teşhis için yüzleştirilen Gençyılmaz, 6 sivil polis ve yazarımız Hasan Karakaya’nın bulunduğu 7 kişi içinden bir polisi Hasan diye teşhis etmiş, böylece karanlık tezgah bozulmuştur.
Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında; İkinci Ergenekon Terör Örgütü davasında yargılanan eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’un, Jandarma İstihbarat Başkanlığı bünyesinde 2002 yılında kurduğu Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun, gazetemize yönelik eylem ve sabotaj raporunun belgeleri ele geçirilmiş, Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun hazırlayıp Jandarma İstihbarat Başkanlığı’na sunduğu eylem planındaki “illegal faaliyetler” başlığında şu ifadeler yer almıştır:
¥ “Gazete dağıtım sistemi ve dağıtım şirketi takibe alınarak, dağıtım araçlarına yönelik eylem yapılması,
¥ Gazetenin baskıya girdiği akşam saatlerinde, gazete binasının elektrik, gaz, yangın güvenliği gibi alanlarına yönelik saldırı ve sabotajlarda bulunulması,
¥ Adam kaçırma, tehdit, darp gibi yollara başvurulması uygulanabilir ve etkin hareket tarzları olarak değerlendirilmektedir”

Bağcılar’da bulunan Akit Gazetesi’nin merkez binasına, gece saat 01.00 sıralarında plakası belirlenemeyen bir otomobilden Kaleşnikof marka uzun namlulu silahlarla 14 el ateş açılmıştır. Saldırıda, yönetim birimimizin bulunduğu üst katlara isabet eden kurşunlar, bazı camların kırılmasına sebep olmuştur. Saldırganlar, kullandıkları Kaleşnikof’u olay yerinde bırakarak kaçmış, saldırgan Kaleşnikof marka silahını ve olayda kullandığı eldiveni, polise meydan okurcasına olay mahallinde bırakarak kendisini bekleyen araca binerek kaçmıştır.
Sürecin devamında Genelkurmay Adli Müşavirliği; Anadolu’da Vakit gazetesi hakkında onlarca dava açmıştı.
Anadolu’da Vakit gazetesinde; “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlığı ile 25 Ağustos 2003’te yayınlanan Asım Yenihaber imzalı yazıda, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın, aşırı Rus milliyetçisi Mussogorski’ye hayran olduğu yönündeki ifadeleri ile yine o günlerde “Yemen vatan toprağı mı” tartışmasını başlatan Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın ifadeleri eleştirilmişti. Genelkurmay Adli Müşavirliği, yazının yayınlanmasından iki ay sonra harekete geçmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli 312 general, Anadolu’da Vakit gazetesi aleyhine dava açmıştı.
Akit Gazetesi; 28 Şubat ile ilgili davaya müdahil olduğu takdirde 28 Şubat darbecilerinin yaptığı iftiralar ve baskılardan hesap soracaktır. Davada, 28 Şubat sürecinin ardından yaşanan zorbalıklar ve kirli ilişkiler de ortaya çıkarılacak.”

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

*

cikcik tivitır