Erdoğan ve maduriyet

28 Şubat soruşturması başladıktan bu tarafa ortalık mağdurdan geçilmiyor.
Sonunda Kemal Kılıçdaroğlu da “Ben de mağdurum” deyince bu yazıyı mağduriyet ve ahlak ekseninde yazmak şart oldu.
28 Şubat mağduru olmak ya da olmamak çok önemli değil.
Önemli olan insanların hayattaki duruşudur. 28 Şubat’ta, sonrasında ve şimdi nasıl durduğunuz önemli.
Kılıçdaroğlu, “Ben de mağdurum” demek yerine 28 Şubat mamulü kesintisiz eğitim uygulamasına son verilmesi konusunda kararlılık göstermeliydi.
O zaman Kılıçdaroğlu’nun samimi olduğuna inanırdık.
Bu duruşu göstermedikten sonra sözlerin çok da anlamı kalmıyor.
Başbakan Erdoğan tepeden tırnağa kadar bir 28 Şubat mağdurudur.
Belediye Başkanlığı’ndan alaşağı edilme, hapse atılma, siyasi haklarının elinden alınması gibi her türlü mağduriyeti yaşadığı gibi, çocukları başörtülerinden dolayı kendi ülkelerinde okuma imkanı bulamamış ve yurtdışına gitmek durumunda kalmışlardır.
Eşi; çocukları gurbette, kocası hapiste gözleri yaşlı, kalbi hicran içinde kalmış, öz vatanında parya muamelesi görmüştür.
“Sıkma başlının kocasından başbakan mı olacak?” diye örtüsünden dolayı isim takmalar ve hakaretlere maruz kalmıştır.
Kendisine halkın gösterdiği teveccüh, toplumun pek çok kesiminin uğradığı mağduriyeti onun da aynel yakin yaşaması nedeniyledir zaten.
Erdoğan’ı farklı kılan bu mağduriyetleri yaşarken, şimdi bunun hesabını sorabilen bir konuma gelmesi ve dün de, bugün de duruşuyla kendini ispat etmesidir.
Kılıçdaroğlu, bilançoları sağlıklı olan SSK’yı devralıp batma noktasına getiren bir bürokrat olması nedeniyle REFAHYOL Hükümeti tarafından görevden alındı.
Ancak kendisini 28 Şubat’ın kudretli paşalarının ne kadar önemsediği sonradan ortaya çıktı.
Cuntacılar REFAHYOL’u devirip yerine Mesut Yılmaz hükümetini getirince, Kılıçdaroğlu da görevden alındığı koltuğa jet hızıyla döndü.
Çünkü kendisi, batmakta olan OYAK İnşaat’ın yüzde 25’ine SSK’yı fahiş rakamla ortak etmiş, ortaklık sözleşmesine “SSK ihalelerinin önce OYAK İnşaat’a ihalesiz verileceği, OYAK İnşaat istemezse ihaleyle başka şirketlere verileceği” şeklinde akla ziyan bir madde konulmuştur.
Bu maddeyle OYAK İnşaat fahiş rakamlara SSK’ya inşaatlar yaparak batmaktan kurtulmuştur.
Cuntacı paşalar OYAK’tan ceplerini doldururken, gariban SSK emeklileri ise külliyen zarara girmiş kurumdan aldıkları üç kuruş emekli maaşına talim eder hale gelmişlerdir.
Cuntacılar Kılıçdaroğlu’nu SSK Genel Müdürlüğü koltuğunda istemesin de kimi istesin?
Güçlü oldukları dönemde Cuntacılara yaranmak için garibanın hakkını böylesine peşkeş çeken Kılıçdaroğlu, şimdi mağduriyet edebiyatı yapıyor.
Herkesten çok kararlı ve cesur olmasını bekleyemezsiniz ama hiç olmazsa şimdi samimi biçimde hareket etmek mümkün.
28 Şubat’ın daha silinmesi gereken çok izi var.
Kılıçdaroğlu için bu izler silinirken göstereceği tavır test anlamı taşıyacak.
28 Şubat’ın bütün boyutlarıyla yargılanması ve açığa çıkması için herkese görev düşüyor.
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde, çeşitli biçimlerde mağduriyet görenler bunlardaki somut suç unsurlarını savcılığa bildirmek zorundalar.
Tıpkı 12 Eylül mağdurları gibi 28 Şubat mağdurları da yaşadıklarını birer dilekçeyle savcılığa iletmeli ve büyük fotoğrafın dışında, küçük hikayede de mağduriyet yaşayan her vatandaşın hesabı sorulmalı.
Bu Ordu’dan atılan bir subay, Milli Eğitim’den atılan bir öğretmen, başı ikna odasında zorla açılan bir öğrenci, yeşil sermaye denilerek iş hayatı bitirilen bir esnaf olabilir…
Sağlıklı yargılama için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

*

cikcik tivitır