Ergenlik dönemi sorunları

Değerli okuyucularım, ergenlik dönemi hayatın en zor dönemlerinden biri… Psikolojide bu dönem için “fırtınalı dönem “tabiri kullanılıyor. Ergenlik döneminde genç bireyselleşme adına ilk adımlarını atarken, kendini ailesinden  bağımsız olarak konumlandırma çabası içine girmektedir. Ergen için; sadece kendisi önemlidir. Ergen, her şeye herkesten daha fazla duyarlıdır ve kimse onu anlamamaktadır. Aynı zamanda ergen her şeyi abartma eğilimindedir, her an herkes tarafından izlenmektedir. İşte tam da bu nedenlerle ergenlik dönemindeki genç kolayca psikolojik rahatsızlıklara yakalanmaya açıktır. Bu yazımda ergenlik dönemindeki sorunlardan ancak birkaçına değineceğim; Ergenlikte yeme bozuklukları (anoreksiya): Anoreksiya denilen, zayıflama takıntısı genelde ergenlik döneminde çoğunlukla bir diyet programını takiben ve yoğun bir stres sonrası (anne-baba ayrılıkları vb.) ortaya çıkıyor. Bu gençlerin ailelerinde de depresyon sıklığı genel nüfusa oranla daha yüksek olabiliyor. Hastalığın ortaya çıktığı ergenlik döneminde bireyler çevrenin  kendilerini nasıl gördüğüne aşırı önem veriyor. Ergenlerin yaşadıkları bağımsız olma ve sosyalleşme çabaları kimilerinde beden ile aşırı ilgilenmeye yol açıyor. Kendilerini rahatsız eden düşünceler yerine, kilolarıyla uğraşmayı seçiyorlar. Diğer yandan da bedenlerinin ailelerinin kontrolünde olmadığını kanıtlamak için vücutlarını bir araç olarak kullanma çabası içine giriyorlar. Kişilik yapıları bu gençlerin aşırı mükemmelliyetçi olabiliyor. iştahsızlık ve ağırlık kaybı gibi tıpta çok sık görülen şikayetlerle seyreden anoreksiya nevroza dramatik bir psikolojik bozukluktur. Anoreksiya, kilo almaktan aşırı korkmak, kişinin vücut ağırlığını ve biçimini yanlış değerlendirmesi, bir deri bir kemik haline geldiği halde kendini halen şişman olarak değerlendirme gibi belirtilerle görülen bir rahatsızlıktır. Daha çok 12-18 yaşları arasında görülür. Bu sorunla bana gelen danışanım olan Esra onbeş yaşındaydı ve lise sonda okuyordu. Derslerinde gayet başarılıydı. Kilosu, boyuna göre normal idi. Beğendiği bir genç vardı. Ama o, Esra’nın farkında bile değildi. Danışanımın anne babası yıllardır anlaşamıyorlardı, sık sık kavga ediyorlardı. Esra’nın ders çalışırken, anne babası kavga ederken aklında hep o genç vardı. Evdeki huzursuzlukları unutmak istiyordu, ama bunun için önce kilo vermesi gerektiğine inanıyordu. Yazın rejime başlamıştı, hızla kilo veriyordu, artık zayıftı. O yaz babası evi terk etti. Okulda arkadaşlarının iltifatlarını kaybetmemek için kilosuna daha çok dikkat etmeye başladı. Kafasını verdiği gramlara takmıştı, ama aynaya her baktığında kilosunun düşmediğine inanıyordu. Günde 2 kez  spora da başlamıştı, artık tek düşüncesi zayıflamak olmuştu. Ergende panik atak: Yavuz, üç panik atağından ilkini yaşadığında 13 yaşındaydı. İlk panik atak nöbeti, dayısının ölümünden iki hafta sonra olmuştu. Yavuz’un anne babası o, üç yaşındayken boşanmışlardı. Baba başka biriyle evlenmiş ve oğlunu aramaz olmuştu. Zaman içinde dayısı onun için çok önemli bir idol haline gelmişti. Dayı haftasonlarını hep yeğeniyle geçiriyordu. Dayısının öldüğü Yavuz’dan saklanmıştı. Dayı’nın işi gereği yurtdışına çıktığı ve uzun bir süre gelemeyeceği söylenmişti. Ancak Yavuz bir şekilde dayısının öldüğünü öğrendi ve ilk panik atağını yaşadı. İkinci atak,  bir hafta sonra erkek kardeşinin mezuniyetinde yaşanmıştı. Yavuz, panik atak geçireceğim korkusuyla okula bile gidemez olmuştu. İlaç tedavisi ve düzenli terapiler ile Yavuz panik atağını yendi. Ergende depresyon: Depresif duygu durumu, bir arkadaşın veya akrabanın ölümü, sevdiği kişiden ayrılmak ya da okulda başarısız olmak gibi rahatsızlık verici durumlara karşı tepki sonucu olabilir. Özgüvenleri düşük, kendini kıyasıya eleştiren, olumsuz durumlar üzerinde kontrol gücünün olmadığını düşünmeye eğilimli ergenlerde daha sık görülür. Ergenlerde depresyon belirtileri şunlardır; okul başarısının düşmesi, arkadaşlardan ve sosyal etkinliklerden uzak durma, üzüntülü hal, öfkeli olma, enerji ve motivasyonun düşmesi, eleştirilere karşı aşırı tepkili olma, özgüven düşüklüğü, suçluluk duyguları gibi belirtilerdir. Ergende davranım bozukluğu: Çocuklukta başlayan, ergenlikte devam eden ve yetişkinlikte “antisosyal kişilik bozukluğu” olarak ifade edilen sosyal normlara uyumsuz, illegal davranışları içermektedir. Buna göre; insanlara, hayvanlara, hatta malalra zarar verme, hırsızlık, sürekli yalan söyleme davranım bozukluğu olduğunu gösterir. Ergenlik “şiddetli” bir dönem olsa da, ergenin uyumsuzlukları sadece “delikanlılık’ olarak değerlendirilmemeli, altta yatan sorun ihmal edilmemelidir. İntihar: Ergenlik döneminde, 15-24 yaşları arasında hızla artmaktadır. Gençlerin intihar davranışlarını şu durumlardan anlayabiliriz; Önceden intihar davranışları varsa bir daha deneyebilir. Sık sık “yaşamın bir anlamı yok, hiçbir şeyden zevk almıyorum. Öleyim de kurtulayım” diyorsa size alarm veriyor olabilir. Gencin okulda ailede ve özellikle başkalarının yanında  küçük düşürülmesi, dayak atılması gibi durumlarda aniden intihar girişiminde bulunabilir. Sık sık araba kazaları yapıyor veya çok hızlı araba kullanıyorsa altında ölme isteği olabilir.  Kronik bir ruhsal veya psikolojik rahatsızlığı varsa “nasıl olsa iyileşemeyeceğim” düşüncesiyle yaşamını sonlandırmak isteyebilir. Ergenlik dönemindeki gençleri koşulsuz sevmeli ve onlarla yakından ilgilenmeli, sevgimizi belli etmeliyiz. Unutmayalım “Ergenin fetih kapısı gönüldür. Gönül yalnız sevgiyle fethedilir.”

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

*

cikcik tivitır